HaberlerHalk Sağlığı

Sokağa Düşmek!

Süleyman ERÇİN, Veteriner Hekim

Sokağa düşmek:

1) Kötü yola saparak orta malı olmak. 2) Bir şey çoğalıp değerini yitirmek.

Söz konusu iki tanımlama Türk Dil Kurumu sözlüğünden alınmıştır. Kimler sokağa düşer? Kimsesizler, koruyucusu gözleyicisi olmayanlar.  Sokağa düşenin bir değeri yoktur ve başına her türlü iş gelebilir: Saldırıya uğrayabilir, trafik kazası geçirebilir, tecavüze uğrayabilir. Dahası sokağa düşen aç kalır, üşür, hastalanır, Tıpkı insanlarda olduğu gibi.

Burada değinmek istediğim asıl konu sokağa terk edilen köpekler: Zamanında koruyucu kollayıcısı veya sahibi olan golden, husky, rotweiller, labrador, terrier, jack russel, beagle vs. gibi köpeklerin (bunların melezleri de dâhil) hiç biri sokakta kendi ırkını bulup üreyemedi. Saydıklarımın birçoğu; film veya dizi sonrası hevesle,  karne ya da sevgili hediyesi olarak alınan daha sonra sokağa bırakılan köpekler. Yazlık bölgelerinde terk edilen köpeklerin ortak özellikleri karne hediyesi olarak alınmalarıdır; çocukların  hevesinin geçmesi beklenip “bunun çişiyle, kakasıyla mı uğraşacağız” düşüncesiyle çaktırmadan dönüş yolunda bırakılmalarıdır. Sonrasında ise sokağa düşenlerin sayısı doyuma ulaşırsa, içgüdüsel olarak grup halinde gezer kendi türü ve insan dâhil diğer canlılarla çatışmaya girerler.

Sorunun çözümünü insanların vicdanlarına bırakmak yeterli gelmemektedir. Burada anahtar kelime “yaptırım” eski tabirle “müeyyide”dir: “Yaptırımın aktif işlevinde bir kuralın ihlal edilmesi nedeniyle, yaptırımın kuralı ihlal eden kişi veya kişilere uygulanması söz konusudur. Böylelikle ihlali yapan kimseye kamusal bir tepki olarak uygulanan yaptırım, hem o bireyi aynı fiili tekrar gerçekleştirmekten uzak tutmak, hem yaptırımın uygulandığını gören toplumdaki diğer bireyleri benzer hukuka aykırı fiilleri gerçekleştirmekten alıkoymak, hem de hukuka aykırı fiil nedeniyle zarara uğrayan kimselerin zararlarını karşılamak veya ödetme duygularını tatmin etmek bakımından önemli bir işlev yerine getirir.”

Peki, bu yaptırımı kime karşı uygulayacağız? Sırayla gidersek:  İkinci anahtar kelime “Kayıt Sistemi”dir. Aslında yıllarca ötelenmiş, kamu kaynakları boşa harcanmış gibi gözüküyor. Bazı belediyelerin hayvanları kayıt altına almak adına, sadece sokak hayvanlarına mikroçip uygulanmasını anlamak mümkün değildir. Sokak hayvanında hangi bilgiyi yazacaksınız? Köpek ‘kısır’, ‘dişi’, ‘rengi’ gibi bilgileri kaydetmek için harcanan emeğe yazık. Zaten dışarıdan bakıldığında köpek olduğu, küpesinden kısır olduğu, rengi veya cinsiyeti anlaşılmıyor mu? “Dostlar alışverişte görsün…”

HAYVANLARIN KORUNMASINA DAİR UYGULAMA YÖNETMELİĞİ

 Hayvan sahiplerinin görev ve sorumlulukları

             MADDE 10 – (1) Ev ve süs hayvanı veya kontrollü hayvanı bulunduranlar ile yeni hayvan sahiplenecekler;

a) Kedi ve köpek gibi hayvanlara yapılan bütün işlemlerin, mevcut ya da geriye doğru izlenebilmeleri ve denetim altında tutulmalarının sağlanması amacıyla; hayvanını veteriner hekimler tarafından, mikroçip uygulaması ile kimliklendirip kayıt altına almakla,

b) Mikroçip uygulaması yapılamadığı durumlarda; hayvanına ve kendisine ait bilgileri içerecek şekilde ilgili belediyeye Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine belirtildiği şekilde kayıt yaptırmakla.

Yukarıda belirtilen yönetmeliğin a) bendinde mikroçip zorunluluğu var gibi gözükse de, b) bendinde zorunluluk ortadan kaldırılıyor. Bu durum sadece temennidir, çünkü herhangi bir yaptırımı yok. İş bakkal defteri hesabına dönüyor.

Bu sorunu hep birlikte çözmek için kurum veya kişilere düşen görevler vardır. Bunları maddeler halinde sıralamak gerekirse;

1. Ulusal Veri Tabanı (Hayvan Takip Sistemi):

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunun ilgili yönetmeliğinde kayıt zorunluluğu var ancak mikroçip taktırma zorunluluğu yok. Bu durum tamamen işlevsiz olmakla birlikte bu güne kadar ciddi bir zaman kaybı oldu. Mikroçip takılmayan herhangi bir sahipli hayvanda sigorta sistemi, hukuki anlaşmazlıklarda, bulunma veya çalınma durumlarında gerçek sahibinin kim olduğu bilinmemektedir. Tarım ve Orman Bakanlığının koordinesinde Ulusal Veri Tabanı bir an önce aktif hale getirmelidir.

2. Sahipli hayvanlarda sağlık hizmeti alabilmesi için (acil durumlar dışında) mikroçip şartı:

  • Özel Klinikler
  • Hayvan Hastaneleri
  • Belediyeler
  • Üniversite Hastaneleri
  • Bakanlığın bünyesindeki ilgili birimler gibi tüm kamu veya özel kuruluşlar.

3. Teşvik

Veteriner Hekim Odalarının her yıl belirlemiş olduğu asgari ücret tarifelerinde, sahipleri tarafından kısırlaştırılmış hayvanlar için sembolik de olsa indirimli fiyat uygulanmasına gidilmelidir.

4. Evcil Hayvan Satış Yerlerinde hayvanlar için düzenlenen satış sözleşmesinde mikroçip numarası bulunma zorunluluğu:

Satış yerlerinde mikroçip olmayan hayvan bulundurulmasının önüne geçmek, kayıt sisteminin en önemli parçalarından biri olmakla birlikte, merdiven altı satışların ve ihlallerin önüne geçmek, satış sonrası anlaşmazlıkları çözmek için de gereklidir.

5.Geçici Bakımevleri

Yurttaş, tercihlerini satın alarak değil, sahiplenerek bakım evlerinden yana kullanması, hem satışı azaltacağı gibi, sokak hayvanı sorununun çözümüne katkısı olacaktır. Tabi burada yine “ciddi alıcılar gelsin” mantığı yürütmek gerekiyor. Sahiplenme yine sokak hayvanlarına harcanmak koşulu ile Veteriner Hekim Odasının belirlemiş olduğu en az bir muayene ücreti kadar olmasında fayda var. Bedava olanın değeri bilinmeyeceği aşikâr. Bakım, mama, aşı masraflarını en başta hatırlatmakta fayda var. Kliniğe götüremeyecekse yolun sonu yine sokaklar olacaktır.

Bu yazı; İlgili bakanlıklar, belediyeler, il özel idareleri, Veteriner Hekim Odaları, Sivil Toplum Kuruluşları ve Hayvan sahiplerine, kendi sorumluluklarını hatırlatma niteliğindedir. Geçici bakım evlerinde çalışan Veteriner Hekimleri her yıl günah keçisi ilan edip, yanardağ patlamasın diye kurban etmekle sorun maalesef çözülemeyecektir…

Yorum Yaz