HaberlerHalk SağlığıTarım ve Toplum

Dünya ve İnsanlık İklim Savaşını Çoktan Kaybetti! Veteriner Hekimler Bu Yitik Savaşın Neresindeler?

Ali Taş, Veteriner Hekim, Dr.

KISA DURUM BİLGİSİ

İnsanların mevcut üretim, tüketim yöntem ve alışkanlıkları ve enerji üretimi için fosil yakıtların kullanımı sonucu ortaya çıkan karbondioksit ve eşdeğeri sera gazları küresel ısınmaya yol açtığı artık bilimsel olarak kabul edilen bir gerçek. Özellikle karbondioksit (CO2) sonra metan (CH4) ve azot oksit (N2O) gibi sera gazları atmosterde yoğunlaştıkça düna yüzeyinin ısı artışına yol açmaktalar. Karbondioksitin yeryüzünde ısı artırma potansiyeli (sera gazı etkisi) 1 olarak kabul edildiğinde, metanın potansiyeli 21 kez ve azot oksitin potansiyeli ise 310 kez daha fazladır (1). Sera gazı artışına fosil yakıt kullanımı yanı sıra tarımsal üretim ve arazi kullanımındaki değişiklikler de etki etmekte.

Salınan karbondioksit ve sera gazlarının artık okyanuslar ve orman alanları tarafından soğurulabilecek miktarlardan çok daha fazla artmakta olduğu da iklim bilimi tarafından kanıtlanan başka bir gerçektir.

Gelgelelim hükümetler arası iklim değişikliği görüşmeleri inanılmaz yavaş bir ilerleme içerisinde bir kaplumbağa hızında yetersiz bir şekilde yol almaya devam etmekte. Türkiye’de bu görüşmelerde en önemli dönüm noktası olan “Paris Anlaşmasını” imzalamış olmakla birlikte “…ancak taraf olma konusunda henüz karar verme aşamasında…” olduğunu belirtiyor (3). Anlaşmayı imza etmiş olsa da ekolojik tahribata yol açacak ve sera gazları artışına tam gaz yol almayı sağlayacak onlarca kömür kullanacak termik santral yatırımını öne almış bulunuyor.

Ekolojik tahribat ülkemizde olduğu kadar acımasız olmasa bile son hız özellikle büyük sanayileşmiş ülkelerde sürüp gidiyor.

Geçen yıl 2018 Küresel İklim Raporu’nu yayınlayan Dünya Meteoroloji Örgütünün Başkanı Petteri Taalas, “Sera etkisi yapan gazların yoğunluğu yine rekor seviyelere ulaştı ve eğer bu eğilim devam ederse yüzyılın sonuna kadar sıcaklıklar 3 ila 5 derece artabilir” derken veriler 2018 yılının bu yıla kadar ölçülen en sıcak yıl olduğunu gösteriyor. Raporda özellikle Kuzey Kutbu ve Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu Avrupa ve Orta Doğu’da en yüksek artışların yaşandığı belirtiliyor. Son zamanlarda yaşanan doğa olaylarının günümüzün bir parçası haline geldiğini belirten raporda, küresel ısınmanın getireceği sosyo ekonomik etkiler de yer alıyor. Bu kapsamda tarım ve hayvancılığın büyük oranda etkilendiği ve dünya genelinde 2 milyon kişinin iklim bağlantılı sebeplerden dolayı yer değiştirmek zorunda kaldığı da belirtiliyor. Raporda dikkat çekilen bir diğer nokta ise yükselen deniz seviyesi. Dünya genelindeki seviye 2017’ye göre ortalama 2-3 santimetre yükseldi. Bu oran her ne kadar küçük görünse de etkileri çok yüksek olabiliyor. Bu kapsamda küresel ısınma nedeniyle, 2100 yılına kadar deniz seviyesinin 62 santimetre yükseleceğini söyleyen İTÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Cengiz Yıldırım, Türkiye’nin kıyı kesimlerinde bulunan Kızılırmak deltası, Çukurova, Küçük ve Büyük Menderes gibi tarım alanlarının önemli bir kısmının sular altında kalabileceğini söyledi. Türkiye’nin iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri olan Akdeniz havzasında yer aldığını belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Olumsuz tabloya rağmen halen geç kalmış değiliz. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli Ekim ayında yayımlanan 1,5 °C Küresel Isınma Özel Raporu ile sıcaklık artışının 2 °C yerine 1,5°C’nin altında sınırlandırılması ile iklim değişikliğinin birçok etkisinin azaltılabileceğini ortaya koydu. Raporun yayımlanmasından kısa bir süre sonra İklim Zirvesi’nde bir araya gelen devletler, ısınmayı 1,5 °C’de tutmak için ulusal katkı beyanlarını gözden geçirecek ve bunun başarılması için yapılması gerekenleri müzakere edecekler. 1,5° C derece hedefine ulaşabilmek için Türkiye’nin de iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarını azaltması ve 2050 yılı itibariyle sıfırlamış olması gerekiyor diyor (4)

ŞU ANDA NE HALDEYİZ?

Dönülmez bir akşamın dönülmez ufkundayız…

Çünkü bütün dünya ülkeleri ve başta sanayileşmiş ülkeler olmak üzere büyümenin getirdiği sorunlar yönetilemedi, doğanın bize verdiği kıymetlerin farkında bile olunmadı.

Kazanalar kim oldu? Kapitalist birikim sürdürülebilir karlar elde etti ve fosil yakıtlar şampiyon oldu

Kaybedenler? Doğa ve toplumsal adalet…

Dünya 150.000 yıl içinde 1°C derece ısınmıştı son 150 yılda 1 °C ısındı.

Sanayi öncesi atmosferdeki karbondioksit 280 ppm iken 2018 yılı Haziran ortalaması olarak 410,7 ppm oldu. Bilime göre 1,5 °C derece üst sınır. Gezegende mevcut uygarlığın sürdürülebilmesi için sıcaklık artışının 1,5 °C‘yi geçmemesi gerekiyor. Eğer 1,5 °C’yi geçerse, bugün başlamış olan etkiler durdurulamayacak. Kuraklık, sıcak dalgaları, seller, tayfunlar ve fırtınalar gibi doğa olayları artarak sıradan hale gelecek (5). Bir çok olay sayılabilir ama daha geçenlerde Hawai’ye ilk kez kar yağdı, Avustralya’da aşırı yağışlar sonucu oluşan su baskınları yüzünden 300.000’den fazla sığır öldü.

Türkiye’de son bir kaç yıldır yaşadığımız hortum, sel, aşırı sıcaklar vb. gibi ekolojik felaketlere neredeyse alışmaya başladık.

İklim hızlı ve geriye dönülmez bir şekilde değişiyor.

En başta yazdığımız gibi ne yazık ki gezegenimiz ve insanlık iklim savaşını kaybetti. Kapitalizm insanı paraya dönüşebilecek her şeyi alıp satan, yıkan, ormanları tarım alanlarına, tarım alanlarını beton yığınlarına çevirerek, ekolojik ortamı acımasızca ve neredeyse geriye döndürülemeyecek biçimde alt üst eden  bir seri katile dönüştürdü. Şu anda da dur durak demeden uçurumun ucuna doğru ha bire ittirmekte…

Duyarlı insanlar ellerinden geleni yaparak buna engel olmaya çalışıyor. Kadıköy ve Bursa belediyeleri umutlarımızı yeşertecek çalışma yaparak iklim eylem planlarını hazırladılar. Bu çalışmaların başka belediyeler tarafından da -ağır aksak da olsa- izleneceği görülüyor. Greta, İsveç’te protesto başlatıyor, BM’de zehir zemberek bir söylev yaparak durumun acilliğine vurgu yapıyor. Belçika’da öğrenciler dersleri boykot ediyor. Birçok ülkede antikapitalist, çevreci, ekolojist, yeşilci hareketler cılız da olsa seslerini artırarak eylemlerine devam ediyor.

VETERİNER HEKİMLER BU SAVAŞIN NERESİNDE?

Veteriner hekimler, ülkemizde; başlıca biyomedikal bilimler, hayvan hastalıkları, hayvansal gıda üretimi ve halk sağlığı konularında toplumsal işbölümünde üzerine düşen görevleri büyük bir özveri ile yapmaya devam etmekteler. Son yıllarda dünyada ortaya çıkan -ama bizde henüz emekleme aşamasında olan-  ve özellikle halk sağlığını tehdit eden zoonotik hastalıklar veteriner hekimleri insan hekimleri ile tek sağlık konsepti altında yeni örgütlenmelere yönlendirmiştir.

Sera gazları artışının durmaması demek özellikle dünyanın bitki ve hayvan bakımından çok zengin çeşitlilik barındıran Amazon ve Galapagos adaları gibi doğal yaşam alanlarının yok olması anlamına gelecektir. Paris anlaşmasının hedeflediği ısı değerine bütün ülkeler uysa bile bu bölgelerdeki türlerin ¼ ünün yok olmasına neden olacaktır (James Cook Üniversitesi ve WWF çalışması) (6).

Metan gazı toprakta ve suda yaşayan bakteriler tarafından üretilmekle birlikte, ruminantların sindirim sisteminde sindirim fonksiyonları sonucunda da bu ortamda yaşayan bakteriler tarafından yüksek oranda üretilmektedirler. Metan gazının yeryüzünde ısı artırma potansiyeli (sera gazı etkisi) diğer salınım potensiyeli gazlar arasında %16 düzeyindedir (2). Dünya genelinde tarımsal üretime bakıldığında insan kaynaklı (antropojenik) metan salınım düzeyi ise % 41 lerdedir (enterik fermentasyon, çiftlik gübre/dışkı kaynaklı metan, pirinç üretimi ve diğer zirai faaliyetler). (2)

Büyük ölçekli süt, besi ve hatta koyun ve keçi işletmeleri şu anda metan salınımı nedeniyle mercek altında ve giderek daha çok konuşulmakta. Veteriner hekimlik bilimleri düşük metan salınımına neden olacak yem hammaddeleri, kaba yemlerin tip ve erken veya geç hasat edilmiş olanları, ham maddelerin işlenmiş olup olmamaları, kaba yemlerin konservasyon işlemleri, yeşillik/ yaylım/ otlama ile ilişkileri,  karbonhidrat tipleri, sindirim enzim ve hormonları, yem tüketim miktarları ve yemleme sıklıkları, rasyonlara yağ, ionoforlar, probiyotikler, kimyasallar, bakteriosinler (peptid veya protein formunda olan ve metan üreten bakteriler üzerinde bakteriosidal etki yapan ve bakteriler tarafından üretilen maddeler), bazı viruslar (archeal viruslar-bakteriyofaj etki), immunizasyon, rumen faunasına müdahale (defaunation- bazı protozoaları rasyon veya kimyasal etkenlerle ortadan kaldırmak) ve benzeri başka bir çok çalışma ile bu konu üzerine daha çok yoğunlaşıyorlar.(1)

Yakın, ama neredeyse yarın gibi ortaya çıkacak olan felaketlere karşı ne yapılacağı üzerine çeşitli senaryolar yazılabilir ama özetle:

  • İnsanlığın -ve gezegenimizin- karşı karşıya kalmakta olduğu bu acil “iklim” sorununda veteriner hekimler öncelikle iklim felaketleri sonucu ortaya çıkabilecek hayvan hastalıkları ve zoonoz problemleri ile mücadele etmek zorunda kalacaklardır.
  • Gıda üretim alanları ve zincirinin bozulması ile ortaya çıkacak gıda sorunları ile uğraşmak zorunda kalacaklardır.
  • Doğal yaşam alanlarının bozulması sonucu hasara uğrayan yaban yaşamının rehabilitasyonu ve sürdürülebilirliği için çalışmak durumunda olacaklardır
  • Yer altı sularının güvenliliği ve sürdürülebilir kullanımları için görevler üstleneceklerdir
  • Üniversiter eğitimin buna dönük olarak acilen planlanması gerekecektir. Eğitim programlarına, eko hekimlik (ecomedicine),  ekosistem sağlığı (ecohealth), çevresel risk değerlendirme, biyo güvenlik ve bunların toplumsal sağlık ile biyolojik, ekonomik ve fiziksel bağlantıları ve veteriner hekimlerin bu alanda bilimsel çalışma, teknoloji geliştirme, ekosistem sağlığı yönetim programlarında görevli olmaları, sivil örgütlenmelerde rol almaları vb. konuları eklemeleri gerekli olacaktır.
  • Veteriner fakültelerinin yanı sıra meslek örgüt ve derneklerinin de bu oldukça kompleks sorun için çalışma birimleri kurarak konuyu değişik yönlerinden ele alarak çalışma yapmaları gerekiyor.

UMUT

Eğitimini aldığımız bilim dalı üzerimize büyük bir sorumluluk yüklüyor. Hem gezegenimiz hem de onun konakçıları, bütün canlılar adına. Bu konu hepimizi ilgilendiriyor. Birçok meslektaşımın benimle aynı duyguları paylaştığını biliyorum ve daha nicelerinin de paylaşacağına da inanıyorum. Ayrıca; meslek gurubu olarak korkunç gelecek senaryolarını oturduğumuz yerden izlemeyeceğimize de inanıyorum. Meslek örgütlerimizde , derneklerimizde, belediyelerimizde, kliniklerimizde, çalıştığımız işletmelerde, kısacası mesleğimizi icra ettiğimiz her yerde iklim konusunda bir araya gelip çalışma gurupları, toplantılar, etkinlikler vb gibi çalışmalarla konuya yoğunlaşmamız gerekiyor. Felaket senaryoları çok yakınımızı gösteriyor.

Çok da uzak olmayan bir gelecekte “Veteriner Hekimler ve İklim Sorunu” adı altında bir toplantı yapabilecek ilgi ve birikime ulaşabilecekmişiz ve veteriner hekimlerin de üstümüze çökmekte olan bu karasabanı kaldırmak için bir yerlerinden tutacakmış gibi iyimser bir duygu içerisindeyim.

Umarım haklı çıkarım.


KAYNAKLAR-I:

  1. Boadi, D., Benchaar, C., Chiquette, J., and Massé, D., Mitigation strategies to reduce enteric methane emissions from dairy cows: Update review, Agriculture and Agri-Food Canada, Dairy and Swine Research and Development Centre, P. O. Box 90-2000 Route 108 East, Lennoxville, Quebec, Canada JIM 1Z3. Contribution no. 830, received 28 October 2003, accepted 17 April 2004.
  2. Methane Emissions from Dairy Cattle, An Overview, ​Sustainable Dairy Fact Sheet Series, University of Wisconsin-Extension, Cooperative Extension, Publication Numbers: UWEX A4131-01 GWQ 073​
  3. https://www.iha.com.tr/haber-turkiye-paris-anlasmasinin-yururlugu-icin-beklemede-722328/
  4. https://www.ebelediye.info/dosya/Iklim-degisikligi-ile-mucadele-yerelden-baslamali
  5. Talu, Nuran, İklim Değişikliği İle Mücadele, Küresel Politika Süreçleri, Sunu, 2 Şubat 2019, Kadıköy
  6. https://www.eurekalert.org/pub_releases/2018-03/uoea-ccr031318.php

KAYNAKLAR-II:

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3377457/ 

https://www.1millionwomen.com.au/blog/animal-agriculture-and-paris-agreement-what-does-it-mean/

https://www.sabah.com.tr/egeli/2019/02/09/iklim-degisikligi-icin-eylem-plani

http://www.kadikoy.bel.tr/documents/file/dosya/kadikoy_belediyesi_surdurulebilir_enerji_eylem_plani.pdf

https://www.bursa.bel.tr/dosyalar/BBB_IDEP_Kas%C4%B1m2015.pdf

Yorum Yaz