HaberlerHalk SağlığıTarım ve Toplum

Sermaye Birikimi ve Hareketi Yönünden: Türkiye’de SÜT Sektörü (3)

Erdoğan BER, Veteriner Hekim

Süt ve Süt Ürünleri Sektörü’nde öne çıkan şirketler  hakkında detay vermek yararlı olacaktır. Çünkü bunların nasıl bir üretim süreci ve kapasitesine sahip oldukları sermayenin bu alandaki durumunu anlamak bakımından önemli olabilir. Ancak şirket kaynaklarından alınan bazı bilgilerin reklam amacı taşıyabileceği keza çalışmanın 2016 öncesi verilere dayandığı akılda tutulmalıdır.

     Ak Gıda (İçim Süt):Şirketin kendi resmi web sitesinde yer alan bilgilere göre; Ak Gıda, 1996’da, özelleştirmeden doğmuştur. Şirket, Akyazı Köy-Tür fabrikasını satın alarak sektöre girmiştir. Süt sektöründe  diğer büyük şirketlere göre daha yeni olan ve çok hızla kârını büyüten bu  şirketin, Pamukova, Karaman, Lüleburgaz ve Maraş’tan sonra 5. Fabrikası, 2013 yılında Aydın’da üretime başlamıştır.

Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı Mehmet Tütüncü’nün, Aydın’daki üretim tesisinin açılışı sırasında yaptığı konuşmadan süt sektöründeki büyük sermayenin gelişimine dair önemli bulgulara rastlamaktayız: “Çiftçimizin sütünü endüstriyel süte dönüştürerek bölgesel kalkınmaya fayda sağlıyoruz. 44 ilde 52 bin 500 üreticimizle her gün el sıkışıyoruz. 210 bin hayvanın sütünü topluyoruz. 5 fabrikada bu sütleri işleyip süt ürünlerine dönüştürüyoruz. Bin yüz soğuk zincir kamyonu ile 63 bin market ve benzeri dükkana ulaştırıyoruz.”

Amerika, Belçika, İtalya, Pakistan ve Mısır dahil 9 ülkeye ihracat yaptıklarını kaydeden Tütüncü, şirketin ihracat kapasitesi ve yöneldiği pazar hakkında ise şu bilgileri vermektedir: “Ak Gıda 2012’de 32,5 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. 2008’den bu yana süt ve süt ürünlerinde ihracatta ilk sırada. Kuveyt’te yüzde 30, Suudi Arabistan’da yüzde 21 pazar payına sahip.”

Şirketin  AB pazarına açılma arzusu ise şirketin web sitesinde şu sözlerle duyurulmaktadır: “Ülker İçim sütü AB yolunda! Avrupa Birliği’ne süt ihracatı izni alan Ak Gıda, ilk sevkiyatını geçen pazartesi Lüleburgaz Fabrikası’ndan Yunanistan’a gerçekleştirdi. 1 Nisan’da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, içlerinde Ak Gıda’nın da bulunduğu 6 firmanın AB ülkelerine süt ve süt ürünleri ihracatı gerçekleştirebileceğini açıklamıştı.”      (http://www.akgida.com.tr/tr)

ISO’nun “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2014” raporunda  39. sırada yer alan Ak-Gıda’nın  yıllık cirosu 2 milyar TL’yi aşmaktaydı (http://www.iso.org.tr/Sites/1/content/500-buyuk-liste.html?=6493030)

2015 yılında Yıldız Holding bünyesindeki en büyük gıda şirketi olan Ak Gıda’nın çoğunluk hisseleri Fransız gıda devi GroupeLactalis şirketine satılmış. Ülker, BİM, Sözen ve EatonCapitalFund  gibi sermaye gruplarının ortaklığına dayanana Ak-Gıda’nın %80’lik hissesi yaklaşık 500 milyon dolara  satılmış ve Ülker Holding’in %33 olan payı  %10’a gerilemiş.

    Sütaş: Bursa’nın Karacabey ilçesinde 1974 yılında faaliyetine başlamış. Süt Dünyası adlı internet sitesinde şirket hakkında şu bilgiler yer almaktadır: “(..) Sütaş, bugün 50 bin metrekaresi kapalı toplam 120 bin metrekare alan içindeki fabrikasında, günde 1.200 ton süt işleme kapasitesine sahip. Sütaş, yüzlerce kilometrekarelik alanda kurulmuş toplama-soğutma merkezleri ile 25 bin süt üreticisinden yılın 365 günü, günde ortalama 1.000 ton süt topluyor. Bu süt her gün günlük pastörize süte, uzun ömürlü süte, yoğurda, ayrana, peynire ve tereyağına dönüşüyor (http://sutdunyasi.blogcu.com/sut-firmalari/4389685).

Milliyet Gazetesinin Sütaş yönetim kurulu üyesi ile (27.5.2015 ) yaptığı röportajda;  süt hayvancılığı, yem ve sözleşmeli üreticiliğe dair bulgular dikkatimizi çekerken, aynı zamanda sektörün, istediği standartlarda süt üretimi ve ucuz işgücü -stajyerlik adı altında- için üniversitelerle ve diğer kurumlarla nasıl bir ilişki içinde oldukları da önemli bulgular olmaktadır.

     Sütaş Yönetim Kurulu Üyesi Saffet Karpat yaptığı açıklamada şunları söylüyor: “(…)Sütaş, 5 bin dekarlık alanda yem bitkisi üretiyor. 12 bin dekarlık alanda da sözleşmeli üretim yaptırıyor. 2 yem fabrikasında yıllık 180 bin ton doğal, GDO içermeyen, üstün kalitede yem üretiyor. Kendi çiftliklerinde yaklaşık 12 bin büyükbaş hayvan yetiştiriyor. Sütün kalitesini artırmak amacıyla süt üreticilerine kaliteli damızlık sağlıyor. Uludağ ve Aksaray Üniversiteleri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Danimarka Kold Koleji ile işbirliğini sürdürüyor. 1998 yılından beri 16.000 öğrenci, üretici ve girişimciye ücretsiz süt hayvancılığı eğitimi ve 27 binin üzerinde girişimci ve üreticiye danışmanlık hizmeti verdi. (…) 28 bin üreticiden toplayıp, 19 farklı testten sonra fabrikasında ulaştırdığı çiğ sütün üretime uygunluğunu günde ortalama 9 bin analizle onaylıyor. Yılda 700 milyon litre süt işliyor, 8 kategoride 70 çeşit ürün sunuyor. Ürünlerini 1.600 frigorifik dağıtım aracıyla yılın her günü yaklaşık 125 bin satış noktasına ulaştırıyor.” (www.milliyet.com.tr, ekonomi haberleri, 27.05.2015)

SÜTAŞ’ın, uluslararası alanda da bir üretim organizasyonuna sahip olduğu görülmektedir: “(…)Sütaş, Makedonya’dan sonra Romanya’da da tesis yatırımı yaptı. Sütaş Genel Müdürü Serpil Veral, 2012’de Makedonya’daki, günlük 200 ton süt işleme kapasitesine sahip süt ve süt ürünleri üretim tesisinin ardından bu yıl da Romanya’da, günlük 500 ton süt işleme kapasiteli tesis satın aldıklarını bildirdi.”(www.kobiden.com,)

ISO’nun “500 Büyük Sanayi Kuruluşu, 2014” raporu verilerine göre; Sütaş bir önceki yıla göre, cirosunu yaklaşık 240 milyon lira artırmıştır.

    Tat Gıda: Koç Holdinge bağlı bir şirket olan TAT Gıda; SEK ve Pastavilla markalarıyla faaliyet gösteriyor ve cironun %55’ini SEK markalı ürünlerden elde ediyor. Türkiye’nin en büyük sermaye gücünü oluşturan bir Holding’in süt sektöründeki  faaliyetlerini ve sektör hedeflerini yansıtması bakımından Tat Gıda Genel Müdürü Arzu Aslan Kesimer ile www.fortuneturkey.com adlı bir sitenin yaptığı röportajdan ve değerlendirmelerden aktarımlar yapmak yararlı olacaktır. Şirket, 2015’te 1 milyar TL ciroya ulaşmayı hedefliyor. Türkiye’de ölçülebilir gıda pazarının (Nielsen-2014 verilerine göre) 45 milyar TL olduğunu belirten Kesimer; “Tat Gıda olarak gıda pazarının yüzde 22’sine hitap ediyoruz. Bu da 10 milyar TL gibi oyun alanımız olduğunu gösteriyor” demektedir. Şirket özellikle süt ve süt ürünlerine odaklanıyor. Tat Gıda’nın etten çıktığını ve süte odaklandığını belirten Kesimer; “Süte odaklandı ve Moova’yı 2014 yılında 32,3 milyon TL’ye satın aldı. SEK’in peynir operasyonlarına odaklanma stratejisi öne çıktı böylece. Moova’yı marka ismiyle satın alan şirket, peynir markası olarak SEK ismini kullandı. 15 büyük oyuncunun yer aldığı paketli peynir pazarında beş yıl içinde ilk üç marka arasında olmayı hedefledi” demektedir. Şirket, 10 milyar TL’lik bir pazarı oluşturan açık ve paketli peynir imalatında ve satışında  iddialı bir konuma gelmeyi hedefliyor (http://www.fortuneturkey.com/tat-gida-yeni-yatirimlarla-1-milyar-tl-ciro-hedefliyor.)

Tat, bir yıl içinde cirosunu 74 milyon TL artırarak 2014 yılında yaklaşık 827 milyon TL’ye çıkartıyor (ISO-2015).

    Yaşar Grup; Pınar Süt bu sermaye grubuna aittir. Yaşar Holding, organik üretim ve pazarından kar elde etmeye yönelen şirketlerden biri. Sözleşmeli üretim modelini kullanıyor.

Şirkete bağlı Çamlı Yem Besicilik’in resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre;

“Holstein ırkı sağmal hayvan kapasitesi 1.000 baş olan işletmede, mevcut durumunda 700 sağmal inekten günlük 17 ton organik çiğ süt üretiliyor. (…) İşletmenin ihtiyaç duyduğu organik kaba yemlerin bir kısmı, sözleşmeli üretim modeli kapsamında projeler oluşturularak organik olarak yetiştiriliyor. Sözleşmeli üretim ile birlikte mevcut durumda yaklaşık 4.000 dekar tarım arazisinde organik tarım metodu kurallarına uygun olarak yem bitkileri üretimi yapılıyor. İşletme, Türkiye’de organik süt üretimi ve tüketimini arttırma misyonunun yanında, ülkemiz üreticilerinin damızlık süt sığırı ihtiyaçlarını karşılamak ve onların eğitimine katkıda bulunmak amacı da taşıyor. Müşteri ve tedarikçi eğitimleri vermek, üniversiteler ile işbirliği yaparak eğitim ve sertifika programları düzenlemek, çalışanların gelişimini desteklemek, oryantasyon programları uygulamak, arge, inovasyon ve yeni ürün çalışmaları yapmak işletmenin kurulma nedenleri arasında.” (http://www.camli.com.tr/tr/sayfa/organik-sut-hayvanciligi-isletmesi-1)

Pınar Süt, 2014 yılı içinde, bir önceki yıla göre,  118 milyon TL daha fazla ciro yaparak, toplam cirosunu 926 milyon TL’ye çıkarmıştır (ISO-2015).

    Aynes: 1997’de Denizli-Acıpayam’da 10 ton/gün süt işleyerek başlayan firma, Süt Dünyası’nda yer alan bilgilere göre; günde 800 ton süt işletme kapasitesine ulaşmış, yem üretim ile çiğ süt işletmeyi bir arada götürmekte, bünyesinde doğrudan 490 kişi çalıştırmakta, yaklaşık 20 bin aile ile süt alımı-yem satışı temelinde sürekli bir ilişki içindedir. Şirketin, 2007’de 111 milyon YTL olan yıllık cirosu, her geçen yıl katlanarak artmış ve 2013 yılına gelindiğinde 528 milyon TL olmuştur. 2012’de İSO’nun en büyük 194. şirketi olan Aynes, sadece bir yıl sonra, 2013’te 36 basamak yükselerek 158. olurken, 2014 yılı cirosu ise yaklaşık 590 milyon TL olmuştur  (http://sutdunyasi.blogcu.com/sut-firmalari/4389685, ISO-2015).

     Danone: “Danone ilk olarak 1997 yılında Sabancı Holding ile %50 ortaklık temelinde kurularak faaliyetine başladı. Şirket, 1998’de Tikveşli’yi, 1999’da ise Birtat’ı satın aldı. Sabancı ile olan ortaklığı 2003’ün sonunda bitmiştir. Aynı tarihlerde Danone Nestle’nin Türkiye’deki süt ve süt ürünleri işini satın almıştır. Şirket, satın almalarla piyasadaki konumunu sağlamlaştırmıştır (http://sutdunyasi.blogcu.com/sut-firmalari/4389685).

Şirketin kendi web sitesinde yer alan bilgilere göre; Danone’nin, Türkiye’de; 500’ü aşkın çalışanı var  ve şirket 3.500 çiftçi  ile 1.000’e yakın tedarikçi ile çalışmaktadır.  100’ü aşkın distribütörle iş yapan şirketin ürünleri 60.000 satış noktasında satışa sunulmaktadır.

Şirket, “Sütüme Sağlık Köyüme Destek  Projesi” ile süt alımı yapmış olduğu köylerde, merkezi süt sağım ünitesi, merkezi yem ünitesi ve soğutma sistemlerini bir araya getiren entegre sistemler üzerinden üretkenliği artırmakta, maliyetlerini düşürmekte ve nihayetinde kârlılığını artırmaktadır. Danone sektörde en çok reklama başvuran şirketlerden biridir. Şirketin reklam kampanyasının özel hedeflerinden biri de çocuklar ve ebeveynlerdir. Şirket, “sosyal sorumluluk” projesi adı altında pazar payını daha da büyütmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda çok sayıda reklam kampanyası yürütülmektedir. Örneğin, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak, her yıl-81 ilde, “Danone Küçükler Futbol Birinciliği ve Danone Ulusal Kupası” yapılmaktadır (http://www.danone.com.tr/tr/sirketimiz/danone_turkiye.aspx).

    Dimes: 1960’larda meyve suyu üreticisi olarak faaliyetine başlayan şirket, 1995 yılında UHT süt ve süt ürünleri üretimine başlamış, 2006 yılında İzmir ve Tokat’taki fabrikalarında günlük 120 bin ton süt ve süt ürünleri işleme kapasitesine ulaşmış, şirketin 2013  cirosunun 331 milyon TL’ye çıkmıştır. Şirket, 2011 yılında, Fortis Bank Türkiye ve Ekonomist dergisi tarafından gerçekleştirilen Anadolu 500 araştırmasında, Anadolu’nun kârını en çok artıran şirket ödülünü almıştır (http://www.dimes.com.tr/AboutUs.aspx).

Dimes’in, 2014 cirosu, bir önceki yıla göre 9 milyon TL artışla, 340 milyon TL’ye yükselmiş ancak en büyük 500 sanayi kuruluşu içindeki yeri 27 basamak gerileyerek 297. olmuştur.

    Eker: Firmanın kendi resmi web sitesinde yer alan bilgilere göre; Eker Süt Ürünleri, 1977’de faaliyetine Bursa’da başlar. Gelinen aşamada süt ve süt ürünleri alanında piyasaya 100’den fazla ürün arz etmektedir. Firmanın üretim ve dağıtım ağında 1000 kadar çalışanı bulunmaktadır. Şirket, her gün hareket halinde olan 300 dağıtım aracına sahip ve 17.000 satış noktasına mal vermektedir. Eker, 2006 yılında, hisselerinin %50’sini Fransız Androus grubuna satmıştır. Şirket, 2012 yılında Bursa-Mustafakemalpaşa’da, günde 600 ton süt işletme kapasitesine sahip  yeni bir fabrika kurmuştur (http://www.eker.com.tr/TR/Corporate/23/Tarihce/).

Eker-Androus, 2013 yılında elde ettiği 220 milyon TL ciro ile ISO-2013 araştırmasında en büyük 500 sermaye grubu arasında yer almıştır. Bu şirket 2014’te de hızlı büyümesini sürdürmüştür. 2014 cirosunu 290 milyon TL’ye çıkarmış, ISO-2014’te (65 basamak çıkarak) 362. olmuştur (ISO-2015).

    Enka Süt: Konya merkezli olan şirket 1985 yılında peynir üretimi ile sektöre giriş yapar. Türkiye’de süt tozu ve peynir altı suyu tozu üretimi yapan ilk firmalardan biridir. Günlük 600 ton süt işletme kapasiteli fabrikaya sahiptir (http://sutdunyasi.blogcu.com/sut-firmalari/4389685). Enka Süt, 2014 yıllında yaklaşık 250 milyon TL ciro yaparak ISO-2014 En Büyük 500 sıralamasında 427. olmuştur.

    Yörsan: 1964’te kurulan firma, 2002 yılında Susurluk’ta Türkiye ve bölgenin en büyük süt ve süt ürünleri entegre tesisini kurmuştur (http://sutdunyasi.blogcu.com/sut-firmalari/4389685 ). 2013’te 290 milyon TL ile en büyük ilk 500 sıralamasında 230. olan Yörsan, 2014’te cirosunu 166 milyon artırarak 456 milyona yükseltmiş ve en büyük sıralamasında 16 basamak çıkmıştır (ISO-2014, ISO-2015).

    Yörükoğlu: ISO-2015’e göre; 2014’te yaklaşık 272 milyon TL ciro yaptı ve en büyük 388. şirket oldu. 2013’teki cirosu 212 milyon TL, sıralamadaki yeri ise 444 idi (ISO-2014, ISO-2015).

    Akova Süt: Konya merkezli bir şirkettir. 2014 cirosu 296 milyon TL ile 351′di. Bir önceki yıla göre yukarı çıkmış. 2013’’te ise cirosu 238 milyon, sıralamadaki yeri ise 395’ti.

 

    6.2.Pazarlama Tekniğinde  Reklamlar

Medya Takip Merkezi (MTM), Dünya Gıda Dergisi için, Ocak – Mart 2012 döneminde süt ve süt ürünleri sektörünün reklam yatırımlarını dönük yaptığı araştırmada, yılın ilk çeyreğinde, sektörün en çok reklam yatırımı yapan markaları, Sütaş, Pınar ve DanoneDanino olmuştur.

 En Çok Reklam Veren Markalar

Marka Süre (sn) Adet
Sütaş 81.353 2.413
Pınar 60.606 2.388
DanoneDanino 47.847 1.655
NestleNesquik 33.749 1.741
Sek 19.028 752
Algida Magnum 18.310 916
Algida 15.268 694
Teksüt 15.061 686
Ekici Gıda 13.361 961
Algida Cartedor 12.180 839

(http://www.dunyagida.com.tr/haber.php?nid=3060)

Süt sektöründe yer alan sermaye grupları,  süt ve süt ürünlerinin insan beslenmesindeki yeri ile bu ürünlerin sağlıklı gıda tüketimi alanında taşıdığı yüksek riskten yararlanarak gerçekte reklam niteliği taşıyan ancak ”toplumsal yarar” görünümlü çok sayıda ve yaygınlıkta faaliyetler organize etmektedirler. İster doğrudan ister dolaylı biçimde veriliyor olsun reklamlarda işlenen temel öğe daha çok süt ve süt ürünün tüketilmesi ile geleneksel yöntemle üretilen ve satılan ürünlerden uzak durulmasıdır.

 

    6.3.Firmalararası Rekabet

Sektörde yer alan sermaye grupları arasındaki rekabet şiddetli seyretmektedir. Bu rekabette perakende sektörü etkin bir rol oynamaktadır. Örneğin, BİM mağazalarında Ak-Gıda’nın ürünleri satılmakta diğer firmalara ait ürünler pek görülmemektedir.

Sütaş’ın başkanı Muharrem Yılmaz’ın TÜSİAD Başkanlığı görevinden istifa nedeninin  süt sektörü  iç rekabetine dayandığı iddia edilmiştir. Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir haberde, Ethem Sancak’ın sahibi olduğu Akşam Gazetesi’nin dönemin TÜSİAD Başkanı Yılmaz’ı kastederek: “Sütten Çıkmış Kara Kaşık” manşetini attığını ve bunun arka cephesinde,  süt sektöründe faaliyet yürüten Ethem Sancak ile Sütaş arasındaki rekabetin olduğuna  dikkat çekmiştir. (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/80151/O_mansetin_arkasinda_sut_yatirimi_cikti.html erişim:13.12.2015)

Süt sektörünün önde gelen firmalarının kendilerine ait marketleri var. Olmayanlar ise ya market açma yoluna ya da karşılıklı ticari çıkar ilişkilerine dayalı olarak ‘dost şirketlerin’ marketlerini, pazar alanlarını kullanabilmektedir. Süt/süt ürünleri ile market zincirine sahip olan tekel konumundaki şirketler, bu imkanlara sahip olmayan şirketlere karşı yüksek “raf ve poşet bedelleriyle” ile “fiyat kotası” uygulamasıyla rekabette büyük bir üstünlük sağlayabilmektedirler.

  1.  SÖZLEŞMELİ TARIM / HAYVANCILIK

Sözleşmeli çiftçilik; “ (…) belirli bir metanın belli bir zaman, fiyat ve kalitede önceden belli bir alıcının isteği üzerine temin edilmesine dayanmaktadır.” (Ulukan, 2009, 67)

Süt ve süt ürünleri üretiminde sözleşmeli çiftçilik esasen iki ayak üzerinden örgütlenmektedir. İlki, imalat sanayicisinin sözleşmeli biçimde çiftçiden çiğ süt alımıdır. İkincisi ise; süt hayvancılığı yapan imalat sanayi şirketlerinin yem bitkilerinin ekiminde sözleşmeli üretim modeline başvurmasıdır.

Sektörün önde gelen sermaye gruplarından olan Yaşar Holding Başkanı H. Girenes’in  verdiği bir röportajdan bir bölüm aktarmak yararlı olacaktır: “Manisa’da bulunan bin baş kapasiteli büyükbaş süt işletmesinde süt hayvanlarının beslenmesinde ihtiyaç duyulan silajlık mısır,  kum yonca ve fiğ otu gibi yem bitkilerinin bir kısmı sözleşmeli olarak tedarik ediliyor. Şirket, sözleşmeli olarak 735 dekar alanda üretim yapıyor. (…) Büyükbaş süt işletmesi yüzde 60 kapasiteyle çalışıyor. 2015 yılı ilk çeyreğinde tam kapasiteye ulaştığımızda bin 300 dekar olan sözleşmeli üretim alanımızı 2 bin 200-2 bin 300 dekara çıkarmayı planlıyoruz. Yani yüzde 75’lik bir artış öngörüyoruz” ( www.myfikirler.org, 24/08/2013).

Son yıllarda keçi sütü üretiminde de “sözleşmeli çiftçilik” hızla yaygınlaşmaktadır. Örneğin, Bolana Keçi Süt Ürünleri İşletmesi; 46 sözleşmeli çiftlikte 4 bine yakın keçi ile faaliyet gösteriyor (www.dunya.com; 08.03.2012).

    7.1. Sözleşmeli Süt Üreticiliğine İlişkin Yönetmelik

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelik” 16 Nisan 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmenlik ile çiğ sütte  “sözleşmeli üretim” zorunlu hale getiriliyor. “Çiğ sütü bu Yönetmenlik hükümleri kapsamında sözleşmeli olarak almayan alıcılar hakkında 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunun 40 ıncı maddesinde yer alan ilgili cezai hükümler uygulanır” denilmektedir.

Her ne kadar yönetmelikte hem üretici hem de sanayici korunuyor görüntüsü verilmiş olsa da, gerek sözleşme zorunluluğunun getirilmesi gerekse de örgütsüz ve küçük üreticinin elini-kolunu bağlayan maddelerin ustalıkla sıralanması, büyük sermayenin çıkarlarının gözetildiğini ortaya koymaktadır.

“Sözleşmeli üretim küçük sütçüyü bitirir” başlıklı yazısında Ali Ekber YILDIRIM  şunları söylemektedir: ”Yönetmelik, sadece sanayiye arz edilen çiğ sütü sözleşme kapsamına alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2014 verilerine göre yaklaşık 18.5 milyon ton olan çiğ süt üretiminin sadece yarısı sanayiye arz ediliyor. (…) sanayiye arz edilen süt için izlenebilirliğin sağlanması hedefleniyor. Diğer yarısı için böyle bir şart, uygulama yok. Bunun anlamı şu. Bakanlık, çiğ süt üretiminin yarısını dikkate alıyor. (…) Bunu bir örnekle açıklarsak; sanayici bir çiftlikle 7 ton süt alımı için sözleşme yaptığını varsayalım. Bu çiftliğin süt üretimi 7.5 ton olduğunda sözleşme dışında kalan 500 litrelik süt ne olacak? Kime satılacak? Sözleşmeyi yapan sanayici, ‘kalan sütünü de alırım ama daha düşük fiyatla’ diyecek.(…) Bilindiği gibi çiğ sütü alan sanayici, üreticiye yem ve diğer bazı girdileri de satıyor. Bazı sanayiciler “yemi benden almazsan sütünü almam” diyerek dayatma ile yem satıyor. Böylesine bir dayatma olduğunda üretici alacağı yemin kalitesini sorgulama şansı kalmıyor. Alternatif bir yemi tercih etmesi adeta olanaksız hale geliyor” (Yıldırım, Tarım Dünyası, Nisan 2015).

Avrupa’da süt üreticisi sütünü kendi kurdukları kooperatif ve birlikler üzerinden satarken, Türkiye’de bu alanda asıl olarak bulunan Birlikler işlevsiz kalmakta, bazı bölgelerde kurulan kooperatifler ise yetersiz kalmaktadır. Süt sanayi sermayesi de çiğ süt teminini ya doğrudan kendisi ya da tüccarlar üzerinden sağlama yolunu izlemektedir.

Birgün Gazetesi’nde yer alan bir haberde küçük üreticilerin pazarlık gücünün büyük sermaye tarafından nasıl engellendiğine dair haber dikkat çekicidir: “Tonlarca sütü bünyesinde toplayan ve Türkiye’nin yanı sıra dünyanın dört bir yanına ihracat yapan süt firmaları, köylünün sütünü daha ucuza almak adına tesisten süt alımı yapmıyor. Firmalar sütleri köyleri dolaşan tüccarlar aracılığıyla toplatıp, köylünün büyük emekle ürettiği sütü daha ucuz fiyata alıyor”(www.birgun.net/haber-detay/sut-toplama-merkezine-ambargo).

 

Devam Edecek.


Sermaye Birikimi ve Hareketi Yönünden: Türkiye’de SÜT Sektörü (1)


Sermaye Birikimi ve Hareketi Yönünden: Türkiye’de SÜT Sektörü (2)

 

Yorum Yaz