HaberlerMesleki Sorunlarımız ve Çözüm Perspektifleri

İlk Kadın Veteriner Hekimler ile Tıp Mesleğinde Kadın Mücadelesi: Kazanılanlar ve Kazanılması Gerekenler…

Erdoğan BER, Veteriner Hekim

30 Ekim 1933 tarihinde öğretime açılan Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün bünyesinde yer alan “Baytar Fakültesinin” (1937’de veteriner fakültesi adını alır) sivil öğrencileri arasında on genç kadın da bulunmaktaydı. Fakülte ilk mezunlarını 1937’de (öğrenim süresi 1939’a kadar 4 yıllıktı) vermişti. Bu ilk mezunlar (23 asker 51 sivil kökenli toplamda 74 kişi) arasında on kadın da bulunmaktaydı. 1937’de mezun olan ve ilk kadın veteriner hekimler olma ünvanı kazanan meslektaşlarımızın adları şöyleydi (1):

Sabire Dalyan

Fehime Erisen

İffet Turgay

Mesrure Çevikçe

Abide Koray

Süreyya Gökbayrak

Nuriye Baykara

Sabiha Konuk

Mesude Bayhan

Fatma Demirer.

Burada ismi yazılı olan ilk kadın meslektaşlarımızdan en çok tanınan ve anılan kişi Sabire Aydemir (Dalyan)’dir. Meslek hayatında seçtiği yol O’nun daha fazla tanınır olmasını sağlamıştır. Ancak Sabire Aydemir’in ilk kadın veteriner hekim olduğu bilgisi ve söylemi, gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. İlk mezun (1935) Merver Ansel’dir; ancak Merver Ansel’in veteriner hekimlik mesleğini icra ettiğine dair bilgi bulunmamaktadır.

Araştırmalardan elde ettiğim bilgiler ile bugün mesleğimizin önde gelen kadın veteriner hekimlerinden Prof. Dr. Gülhan TÜRKAY HOŞTÜRK’ün konu hakkındaki anlatımları kesişiyor. Gülhan Hocanın ilk kadın veteriner hekimler ile Sabire Aydemir hakkında söyledikleri şunlar:

“Veteriner Hekimlik hala da erkek mesleği olarak bilinir. Veterinerliğin o zaman daha çok kırsal alanda yapılıyor olması, büyükbaş hayvanlarla uğraşılıyor olması, şartların çok zor olması, at sırtında köyden köye dolaşılıyor olması kadınlar için hem fiziki olarak zorluklarla yaşanıyordu hem de halkın henüz bir kadın hekime alışamaması nedeni ile çeşitli zorlukları vardı. O dönem on kişi mezun oldular. Sabire Hanım bunlar içinde önce asistanlığı tercih etti, uzmanlık talebesi olarak asistanlık yaptı ve bakteriyoloji uzmanı oldu daha sonra Ankara ve İstanbul’da bakteriyoloji laboratuvarlarında çalıştıktan sonra Anadolu’ya gitmeyi tercih etti. Son görev yeri olarak da Samsun Atakum’da bulunan Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü’nden Bakteriyoloji Uzmanı olarak emekli olmuştur“ (2).

Kadınların veteriner hekim olma maceraları beşeri hekimlik ile kıyaslandığında on yıl geriden gelmiş, beşeri hekimlikte kadınların okumak ve mesleklerini icra etmek için verdikleri mücadele bizim meslekte yaşanmamıştı. Türkiye’nin ilk kadın doktoru Safiye Ali Tıp Fakültesi’ne kabul edilmediği için 1916 yılında Almanya’ya gitmek mecburiyetinde kalmış, 1921’de doktor ünvanı aldıktan sonra geri dönmüştür (3).

Tıp Fakültesinin kapıları kadınlara ilk defa 1922’de açılmıştı. Kapıların açılması kendiliğinden olmamış, bu uğurda, Müfide Küley’in başını çektiği kadınlar bir hayli mücadele etmek zorunda kalmışlardı. Böylelikle arkasında anlamlı bir mücadele bırakarak 1849’da dünyada (ABD/New York) bir ilki gerçekleştiren Elizabeth Blackwell’in açtığı yolda yürüyen kadınların rüyaları, 73 yıl sonra, Anadolu’da da gerçek olmuştu.

Tıp mesleğinin ilk ve asıl sahibi olan kadınlar, tıp ve eğitimin kurumsallaşmasıyla bu alandan dışlanmış; çok yönlü bir mücadeleye dayanarak 19. Yüzyılın ortalarından başlayarak bu alana yeniden giriş yapmışlardır.

Kadınların veteriner fakültesine sorunsuz biçimde kabul edişlerinin arka cephesinde gerek dünya gerekse de ülke çapında emekçi ve aydın kadınların mücadelesi durmaktaydı. Söz konusu gelişmenin yaşanmasında, kadınların tıp fakültesi alanında elde ettikleri kazanımların özel bir yeri bulunmaktaydı.

1970’li yıllar kadınların hekimlik mesleğine katılımını sınırlayan yasakların kaldırıldığı bir dönem olmuştur. 1980’ler ise, özellikle Batı’da, kadınların hekimlik mesleğine yoğun katılım gösterdiği yıllara tanıklık etmiştir. Kadınların hekimlik mesleği içindeki oranı yükselen bir grafik gösterse de ataerkillik hala egemenliğini korumaktadır.

21. Yüzyıla girdiğimiz 2000 yılında Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Gro Brundtland şu tespitleri yapmaktaydı:

“Tıp -en azından Batılı, beyaz önlüklü haliyle- her zaman bir erkek alanı olmuştur. Büyük oranda hala da öyle. Fakat geçtiğimiz otuz yılda tıbbi işgücü kompozisyonunda, belki hiçbir akademik meslekte olmadığı kadar, radikal bir değişiklik var. Dünyanın bir çok ülkesinde kadın doktor sayısı hiç olmadığı kadar artıyor, ve onlar tıbbi uygulamaları yeniden şekillendiriyorlar” (4).

Türkiye’de halihazırda beşeri hekimlikte kadın oranı yaklaşık yüzde 25-30’ler civarındadır. Bu oranın kadınlar yönünde hızla değişmekte olduğunun en önemli verisi ise tıp fakültelerinde okuyan kadın öğrenci sayısının erkeklerle hemen hemen eşit seviyelere ulaşmış olmasıdır: 2018’de Türkiye’de tıp fakültelerinde toplam 75 bin 956 tıp fakültesi öğrencisi bulunmaktaydı ve bunların 38 bin 725’i erkek, 37 bin 231’i ise kadındı (5).

Veteriner hekimlik mesleğinde de kadın sayısının ve oranın hızla yükselmekte olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Keza, bizim meslek grubumuza kadınların dahil olma hızının beşeride tanık olduğumuzdan daha yavaş bir tempoda geliştiği öngörülebilir. Ancak, ne yazık ki, bu ve diğer konuları tam açıklığa kavuşturacak bilgi ve belgelere sahip olmaktan uzağız. Bu konularda çalışma yapmış, durumu kesin bilgiler ışığında aydınlatacak meslek odalarımız ya da fakültelerimiz var mı? Olduğunu sanmıyorum, yok. Durumun olumsuz olmasının çok da şaşılacak bir yönü var mı? Yok! Çünkü, TVHB’ne bağlı, kendi içinde tamamen özerk, bir “kadın veteriner hekim kolumuz” yok. Merkezi ve bölge/il odaları düzeyinde “kadın komisyonlarımız” dahi yok. Kadın oda başkanlarımız yok. Yönetiminde kadınların da yer aldığı oda sayısı parmakla sayılacak kadar az.

Meslekte demokratikleşme ihtiyacının kendisini dayattığı temel konulardan biri de kadın veteriner hekimlerin içinde bulundukları durumdur. Kadın meslektaşlarımızın gerçeğinin (bütün boyutlarıyla) farkına varılması, meslekte kadın-erkek eşitsizliğinin her düzeyde ortadan kaldırılması, kadınların hem talepleriyle hem de fiilen meslek örgütlerinde etkin/yönetici konuma gelmelerinin sağlanması vs. hepimizin ortak görevidir. Meslekte demokratik dönüşüm perspektifi ve inancı bunu gerektirir. Ancak, bu görevlerin başarılmasında asıl başı çekmesi gerekenler ise kadın meslektaşlarımız olmalıdır!

Dostluk ve dayanışmayla…

Kaynaklar:

1) Erk, Nihal (1961), Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsünün Kuruluşu ve Veteriner Hekimlik Öğretiminin Bu Kurumdaki On Beş Yıllık Tarihi, A.Ü. Veteriner Fakültesi Dergisi, Cilt:8, Sayı:2.

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/11/642/8217.pdf

2) https://veteriner.co/sabire-aydemir-ilk-kadin-veteriner-hekim.html

3) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/safiye-ali-kimdir-ilk-turk-kadin-doktor-41003290

4) http://www.ttb.org.tr/kollar/_kadinhekim/makale_goster.php?Guid=163b3c4e-fb8f-11e7-8ba2-003f3d72864a

5) https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/bugun-14-mart-tip-bayrami-turkiyede-bir-doktora-572-hasta-dusuyor-2285789/

Yorumlar(1)

  1. Böyle bir yazıyı kaleme almak elbette değerlidir, ama onu daha değerli kılacak olan şey, biraz daha gerçekçi kaynakların kullanılmasıdır. Zira il Kadın Veteriner Hekim Sabire Gören (Aydemir) deği, 1935 yılında mezun olan Merver Ansel’dir (Erenburg doğumlu, Hamit Kızı) (Muzaffer Bekman, Veteriner Tarihi, Ankara Basım ve Cildevi, Ankara, 1940, s.292). Ayrıca Değerli hocalarımızın yaptıkları çalışma ile bu bilgi dönemin diğer yayınları/kaynakları ile de desteklenmiştir. Bunu dikkate alarak bir düzeltme yapacağınızı umuyorum. Doç. Dr. Ali Yiğit

Yorum Yaz