HaberlerHalk SağlığıTarım ve Toplum

Veteriner Hekimlerin Tavrı Ne Olmalıdır? Perde Arkası ile Adalar ve Adaların Atlı Faytonları…

Erdoğan BER, Vet. Hekim

Adalar uzun süredir faytonlar ve faytonda işe sürülen atlarla ilgili tartışmaların konusu oluyor.

Yerde yatan ve can çekişen at görüntüleri, atlardan kaynaklı hastalık haberleri, bu yılın başında yaşanan ve 9 atın ölümü ile sonuçlanan yangın olayı.  Bazı hayvan severlerin “faytona binme atlar ölüyor” sloganlı gösteri ve sosyal medya kampanyaları. İktidar cephesinden peş peşe yükselen  “atları faytonların boyunduruğundan kurtaracağız” açıklamaları. Ve son olarak Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu üyelerinin  Adalar  ziyareti ve Komisyon Başkanı Mustafa YEL tarafından verilen ve iktidar cephesinin yaklaşımlarıyla örtüşen mesajlar.

Faytonda çalışan atların çektiği çileyi dillendiren hemen hemen herkes atlar yerine elektrikli/akülü fayton öneriyor. Hayvan severler adına yapılan bir eylemde bir yanda  can çekişen bir at  diğer yanda büyük akülü bir fayton görseli taşınıyor. Gerçekten atlara çektirilen eziyete mi karşı çıkmak için mi  yoksa  akülü araç talebi için mi gösteri yapıldığı pek anlaşılamıyor doğrusu.

Faytoncular Derneği Başkanlığı, hayvan severlerin bilerek ya da bilmeyerek sorunları büyüttüğünü, önemli sorunların varlığı kabul ettiklerini  ancak bu sorumluluğun esasen kendilerine ait olmadığını belirtiyor. Adalarda çok sayıda örgüt (konsey, vakıf, meclis, dernek, platform, grup vs.) var ve bunlar bütün boyutlarıyla olaylara vakıflar. Bir yandan atların sorunlarının çözülmesini istiyorlar; sorumluluğu olan bütün tarafları görevlerini yapmaya çağırıyorlar diğer yandan ise “atlar” görünümlü çatışmanın  arkasında çok daha büyük bir çatışma alanının varlığına işaret ediyorlar.

Görüldüğü üzere bütün taraflar konuşuyor, tartışıyor; biz veteriner hekimler  hariç.  Atlar, atların varlığı ve geleceği, at sağlığı ve refahı, atlardan anlayan veteriner hekim olup olmadığı, atların  faytonda iş-gücü olarak kullanılıp kullanılmayacağı gibi konular döne döne konuşuluyor. Ne var ki konunun asıl uzmanları biz veteriner hekimler yokuz bu tartışmalarda.

Adalar, “Yassıadalaştırılmak” Mı  İsteniyor!

Adalar ilçesi  irili ufaklı 9 adadan oluşuyor. Bunlardan Sivriada ve Yassıada, 2015’te Çevre ve Şehircilik Bakanlığının marifetiyle “Adalar bütününden”  koparıldı ve ikisinin de son hali malumunuz. Yassıada ilk önce müze merkezli bir yer yapılacaktı. Bundan vazgeçildi, turizm merkezli bir yer haline getirildi.

Adalar, tarihi, kültürel, arkeolojik ve doğal özellikleri nedeniyle, 1976 yılında “koruma alanı”, 1984 yılında ise “SİT Alanı Bütünü” ilan edilmiştir.

“Geçiş dönemi yapılanma koşulları” ile Adalar’da “plansız” ve kaçak bir yapılaşma süreci oluşmuştur. Ada sakinleri, Adaların SİT statüsü ile uyumlu, Adaları koruyan bir Nizam İmar Planının oluşturulmasını hep talep etmişlerdir. Ancak, bu talep yetkili otoriteler tarafından uzun bir süre cevapsız bırakılmıştır.

2007’den itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Adalar için 1/5000 Ölçekli Nazım  İmar Planı üzerinde çalışmıştır. Bu planda Adalar, eğlence, sağlık, spor ve kültür merkezi olarak planlanmış, Adaların “korunması” yerine Adaların “kullanılması” anlayışı egemen olmuştur.

İstanbullular başta olmak üzere Adalar, dışarıdan günü birlik gelecek olan  kişilere dinlenme ve rekreasyon alanları olarak planlanmış ve bu alanların ücretlendirilmesi hedeflenmiştir. Adalarda 2. ve 3. Derece SİT alanı olarak kabul edilen yaklaşık 40 hektarlık ormanlık alan söz konusu amaçlar yönünden kullanılmak istenmiştir. Planla Adaların nüfusu 52 bin 500 olarak öngörülmüştür. Yani Adalar nüfusunun 2018 yılı itibariyle 16 bin olduğunu dikkate aldığımızda, yeni planın en önemli ögelerinden birinin konut stokunu arttırmaya dönük olduğu rahatlıkla görülebilir.

2012’de CHP’li Adalar Belediyesi 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Uygulamalı  İmar Planı hazırlamaya girişmiştir.  İlk başta AKP’li İBB’nin 1/5000’lik planına  alternatif olma söylemi ortaya atılmışsa da, plan sonunda aynı zihniyetin devam ettirildiği anlaşılmıştır. 1/1000’lik  Uygulamalı İmar Planına göre Adaların gelecekteki nüfusu 76 bin 800 olarak öngörülmüştür.

Her iki planda da 2 dönümü aşan mülk sahipleri için otel ve ticari tesis kurma önündeki engeller kaldırılmış, Adalar bir pansiyon ve butik otel merkezi haline getirilmek istenmiştir.

İBB’nin 1/5000’lik imar planı Mart 2018’de  Mimarlar Odasının iptal başvurusu üzerine İstanbul 8. İdare Mahkemesi  tarafından oy birliğiyle iptal edilmiştir. Bu durumda, iptal edilen 1/5000’lin Nazım İmar Planı esas alınarak hazırlanan 1/1000’lik uygulamalı  imar planın da  iptal edilmesi gerektiği açıktır.

Bütün bunları dikkate aldığımızda Adaların ulaşımının atlı faytonlar yerine 12 ve 16 kişilik motorlu araçlarla sağlanmak istenmesi son derece anlaşılırdır. Adalarda atın ulaşımdan çıkarılması sadece yüz elli yıllık bir kültürün yok edilmesi anlamı taşımıyor. Bu durum aynı zamanda (ki asıl arzulanan budur) Adaların 1. Derece SİT alanı olma statüsünden çıkarılmasının ilk ve en önemli adımı olacaktır.

Adaların 1. Derecede SİT özelliği korunarak ve sağlamlaştırılarak, geride kalan iktisadi, toplumsal yaşam demokratik-katılımcı bir yöntemle sağlanmalıdır. Yeni Adalar Belediyesi ve İBB  yönetiminin Adalar için izleyecekleri politika herkes tarafından dikkatle izlenecektir.

Atlar İçin Sağlıklı ve Hayvan Refahına Uygun Şartlar İvedilikle Sağlanmalıdır!

Atlar sorununda İBB sorumluluğu vardır; çünkü, Adalardaki ulaşımdan UKOME (ulaşım koordinasyon merkezi) sorumludur. Bir fayton plakası ve çalışma izni almak için dokuz ayrı belge istenmekte ve başvurusu onaylanan kişilerden her yıl harç alınmaktadır. Bir faytona en fazla kaç yolcu bineceği, ne kadar ücret alınacağı vs. hususlar İBB tarafından saptanmaktadır. Atların barındığı yerler İBB’ye ait yerlerdir. Vaziyet böyleyken aksi durumlar ortaya çıkıyorsa (ki çıkıyor) bu demektir ki İBB kontrol ve denetim faaliyetlerinde; eksikleri giderme vs. alanlarda sorumluluklarını yerine getirmiyor.

Ruam hastalığı gerek at sağlığı gerekse de insan sağlığı açısından mutlaka kontrol altında alınıp, eradike edilmesi gereken bir hastalıktır. Adalarda basına yansıdığı gibi gerçekte her yıl ortalama 18-20 Ruam vakası görülüyorsa Tarım ve Orman Bakanlığının bu işte sorumluluğu vardır. Ruam ihbarı mecburi hastalıklardan biridir ve Ruam Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmenliği ile kimin neler yapması gerektiği son derece açıktır. Adalar gibi kontrol ve denetimi kolay bir yerleşim yerinde bu hastalıktan korunma sağlanamıyor ve hastalık ortadan kaldırılamıyorsa çok açıktır ki Tarım ve Orman Bakanlığı işini başarıyla yapmıyor.

At dışkısı ve idrarı görüntü ve koku biçiminde çevre kirliliğine neden oluyorsa (hayvan severlerin şikayetlerinden biri) burada Adalar Belediyesinin yanı sıra özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sorumluluğu vardır.

Hasta atlar için hızlı, etkili ve tam teşekkülü bir sağlık hizmeti verilemiyorsa, önem sırasına göre, sorumluluk İBB, Tarım ve Orman Bakanlığı, Adalar Belediyesi ve Faytoncular Derneğine aittir.

Adalardaki atların dramından birinci derecede kamu otoritesi sorumludur. Kamu görevini yapmamaktadır. Sorun çok uzun süredir çözümsüz bırakılmıştır. Bu durumun oluşmasında Adaların “korunma” statüsünden çıkarılarak “kullanmak” hedefi belirleyici olmuştur. Adalar,  tarihi, kültürü, mimarisi, doğası ve arkeolojisi ile mutlaka korunmak durumundadır. Atlı fayton da bu tarihi ve kültürel yapının olmazsa olmazlarındadır. Adalar, 1. Derecede SİT alanıdır ve Adaların bütün yolları yayalara aittir; motorlu araçlar (akülü/elektrikli olması motorlu olmadığı anlamına gelmez) bu yollarda kullanılamaz.

Ve son söz olarak: Atlar kamuoyu oluşturmanın nesnesi olmaktan çıkarılmalı; sağlıklı ve refah içinde yaşamaları için el birliğiyle çalışılmalıdır.

Dostluk ve dayanışmayla…

Yorum Yaz