FakültelerHaberlerMesleki Sorunlarımız ve Çözüm Perspektifleri

Atanamayanlar Sorunu: Şirket Mantığı Krizi Derinleştiriyor! Meslek Odaları Sorumluluk Üstlenmeli!

İstanbulveterinerhekimleri.com’dan:

Tarım ve Orman Bakanlığı’na 4996 kişilik alım için resmi süreç başladı. Başvurular düz memur ve şoförler için 12.09.2019 tarihinde, Orman Mühendisleri ve Muhafaza Memurları için ise 24.09.2019’da başlayacak.

Her ne kadar Tarım ve Orman Bakanlığı dense de gerçekten alımın sahibi Orman Genel Müdürlüğü.
Tarım ve Orman Bakanlığı’na iki yılı aşkın süredir atamanın yapılmıyor olması, eski bakan Fakıbaba döneminde sözü verilen 10.551 kişilik atama sözünün tutulmayışı, Bütçe görüşmeleri sırasında Pakdemirli’nin 2019 yılının 2. yarısı için yaktığı yeşil ışığın çoktandır sararmaya başlaması atama bekleyen on binlerce Veteriner Hekim, Ziraat-Gıda ve Su Ürünleri Mühendisinin trajedisini arttırmakta. Son alımın sadece bir Genel Müdürlük ile sınırlı tutulması ise derin bir adaletsizlik duygusunun oluşmasına neden olmakta. .

Site olarak hazırladığımız soruları, konu hakkında daha önce “Atanamayanların Trajedisi: Suçlu Kim ve Şimdi Ne Yapmalı?” başlıklı (okurlarımızın bir hayli ilgi gösterdikleri) çok önemli bir makale kaleme alan yazarımız Veteriner Hekim Erdoğan BER‘e sorduk.

İşte, özellikle atanamayan hekim ve mühendislerin gözünden sorduklarımız ve Sn. Erdoğan BER’in cevapları.

Sn. BER, 2019’nun son çeyreğine girmek üzereyiz ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hekim ve (orman hariç) mühendis alımı konusunda kamuoyuna yansıyan olumlu bir çalışması olmadığı görülüyor. Bütçe görüşmeleri döneminde Bakan Pakdemirli’nin 2019’un ikinci yarısı için verdiği sıcak mesajlar unutulmuşa benziyor, ne dersiniz?

Haklısınız, öyle görünüyor. Çünkü, 2019’un son çeyreğine girmek üzereyiz ve hala ortada bir şey yok.
Aslında Bütçe Görüşmeleri döneminde Bakanlığın alım konusunda negatif eğilimi açığa çıkmıştı. İki bakanlığın birleşmesinden bir sinerji bekliyoruz, deniliyordu. Burada şirket mantığı açığa çıkıyordu. Şirket mantığından ve tecrübesinden baktığımızda her zaman iki şirketin birleşmesinden umulan şey, iki şirket çalışanı toplamından daha az sayıda çalışan ile eskiye nazaran daha yüksek bir verimliliğin elde edilmesidir. Bu durum, birleşmiş şirkete yüksek oranda bir karlılık sağlar. “Sinerji bekliyoruz” açıklamasının tercümesi buydu. Gerek siyasal konjonktür gerekse de Anayasa (657 gibi) bir şirket birleşmesinde olduğu gibi, çalışanların bir kısmını işten çıkararak iş-gücünde tasarrufa gitmeye olanak vermese de yeni alım konusunda son derece ketum davranmak mümkündü ve şu ana kadar yapılan da budur. Birleştikten sonra Tarım ve Orman Bakanlığı (diğer bir çok bakanlıkta olduğu gibi) bir işletme mantığı ile yönetilme deneyimi yaşıyor. Dolayısıyla, bir parça işletme ve iktisat bilgisine sahip olmadan söylenen sözleri, yaşanan olayları anlamak mümkün olamıyor.

Nisan 2019’da açıklanması beklenen ancak tepkiler sonucu bir kaç kez ertelenen ve son olarak yakın zamanda yapılacak olan 3. Tarım Şurası’na bırakılan Tarımda Milli Birlik Projesi’nin alımlar üzerinde olumsuz bir etkisi olmuş mudur?

Muhakkak olmuştur. Kamuoyuna yansıdığı ilk haliyle Tarımda Milli Birlik Projesi, tarımın bütünüyle şirket mantığı ile yeniden ve radikal biçimde dönüştürülmesi girişimiydi. Kamusal hizmet anlayışı ve uygulamasının sonlandırılması, kamusal düzenleme ve kontrol mekanizmalarının şirketlere devri amaçlanmıştır. Bu Projenin yeni ve kitlesel hekim ve mühendis alımı ile uyuşmadığı açıktır.

“Atanamayanların Trajedisi: Suçlu Kim, Şimdi Ne Yapmalı?” başlıklı makalenizde, kamu istihdamı yönünde nitelikli ve kitlesel bir gelişmenin yaşanması için  temel iki faktöre dikkat çekerek şöyle yazmıştınız: “İlki; halkın çıkarlarına sahip çıkararak siyasete ağırlığını koyması ve bununla bağlantılı olarak sermayenin siyaset üzerindeki gücünün geriletilmesidir. Diğeri ise meslek gruplarımızın, kendi özgün çıkarları etrafında kenetlenmeleri, mesleği ve halkı önceleyen bir zihniyetle mücadele ve dayanışma ruhunu yükseltmeleridir”. Sözkonusu ettiğiniz faktörlerde genelde kamu istihdamı özelde hekim ve mühendis ataması yönünde bir değişim görüyor musunuz?

31 Mart ve 23 Haziran seçimleri halkın siyasette ağırlığını ortaya koyması bakımından önemlidir. Tarımda Milli Birlik Projesi’nin ertelenmesinde 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarının önemli bir rol oynadığı düşünülebilir. Ancak, yeterli değildir. İkinci faktör olarak belirtiğimiz atanamayanların atanması için “meslek gruplarımızın”, mücadele ve dayanışma ruhunu yükseltmeleri ihtiyacı (çok sınırlı ve iyi niyetli kimi çabaları bir yana bırakırsak) karşılık bulmamıştır. Veteriner Hekim ve Ziraat Mühendisleri Odaları, atanamayan hekim ve mühendisler sorununu temel ve ciddi bir mesele olarak görmüyorlar. Halbuki bu mesele sadece atama bekleyenlerin sorunu olarak ele alınamaz; bu meselenin çözümü hem tarım hem de mesleklerimiz açısından son derece önemlidir.

İşsizlik baskısı ne kadar yoğun ise bir meslek grubu aynı yoğunlukta bir değersizleşme baskısı altındadır. Bir meslekte değersizleşme, daha kötü bir kazanç, daha kötü sosyal haklar ve daha kötü çalışma koşulları ile eş anlamlıdır. Bundandır ki, meslek odaları, atanamayanların odalarına üye olup olmadığına bakmaksızın bu meslektaşlarının sorunlarına eğilmek, çözüm gücü olarak öne çıkmak mecburiyetindeler. Tabi ki, atama bekleyenler de mensubu bulundukları Odalara üye olmalı, sorunların örgütlü çözümüne katkı sunmalılar. Atama bekleyen arkadaşlarımız sendikalara üye olmazlar ancak odalara üye olabilirler, bunun için bir işte çalışıyor olmaları gerekmiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Orman Genel Müdürlüğü’nün personel talebi doğrultusunda yaklaşık beş bin kişilik alım yapmasını nasıl değerlendirmeliyiz?

Bir yanıyla olumlu. Ormanlık alanlarımız hızla azalıyor. Madden şirketleri, HES’ler, Plansız kentleşme ve bilinçli/bilinçsiz yangınlar vs. Ormanlık alanların korunması, ıslahı ve genişletilmesi ihtiyacını ortaya çıkarıyor. Tabi her şeyden önce ormansızlaşma sonucunu doğuran politikaların sonlanması lazım. Tamamlayıcı olarak ise yeteri düzeyde kamusal istihdam sağlanmalı. Bu bakımdan bu alanda istihdam artışı hem atama bekleyen Orman Mühendisleri hem de diğer meslek grupları için sevindiricidir. Diğer yanıyla adaletsiz bir yaklaşım olmuştur. Tarım ve Orman Bakanlığı bir bütündür. Bakanlığın sadece bir genel müdürlüğü esas alarak alıma gitmiş olması ayrımcılıktır; eşitlik ilkesine aykırı, adaletsiz bir uygulamadır. İki yılı aşkın süredir atamayı bekleyen on binlerce kişinin bu duruma tepki göstermesi, öfke duyması ise haksız sayılamaz.

Teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Atanamayan arkadaşlar taleplerinde haklılar ve taleplerinde ısrarcı olmalılar. Daha organize olmalı, atanmayı bekleyen diğer arkadaşlarına da ulaşmanın kanallarını bulmalılar. Sosyal medya önemli ama yeterli değil. Meslek Odaları başta olmak üzere, memur sendikaları, üretici ve tüketici örgütleri, duyarlı siyasi partiler, aydın ve sanatçılar bu sorunun çözümüne katkı sunmalılar.

Yorum Yaz