HaberlerMesleki Gelişim

Şap Aşısı Üretiminde Yeni Bir Kilometre Taşı?

Derlemeyi Hazırlayan
ALİ TAŞ, Veteriner Hekim, Dr.

Kısa Bir Özet

Şap hastalığı çift tırnaklı hayvanlarda görülen ve büyük ekonomik kayıplara neden olan akut ve çok bulaşıcı viral bir hastalıktır.

Şap virusu, antijenik olarak değişkenlik gösteren viruslardan biridir ve 7 farklı serotipi (A, O, C, Asia 1, SAT1, SAT2, SAT3) vardır. Bu serotipler çok sayıda alttip ve varyanta sahiptir. Diğer tek iplikçikli RNA viruslarında olduğu gibi şap virusu da doğal şartlarda yüksek mutasyon oranına sahiptir dolayısı ile virusun sahip olduğu bu çeşitlilik, hastalıkla mücadelede aşı kullanımını güçleştiren bir etmendir. Sınırlı sayıda bulunan aşı suşları, dünyanın farklı bölgelerinde, bazen aynı bölgede mevcut viruslar için etkili bir koruma sağlayamaz.

Şap hastalığı ülkemizde Dabak ismiyle de tanınıyor. Hastalığa dair ilk istatistiki bilgiler 1914 yılına uzanıyor. Hastalık bilinmekle birlikte virus tipleri hakkında bilgi ancak 1952 yılında değişik bölgelerden toplanan örneklerin Fransada test ettirilmesi ile elde edilmişti: 2 örnek A, 1 örnek O ve 1 örnek ise C virus tipindeydi.

SAT-1 Afrika dışında ilk defa 1962 yılında Bahreynde görülmüş bunu üzerine Türkiye aynı yıl FAO kaynaklarından Türkiyeye özgü tip spesifik aşı temin edilerek uygulamaya başlanmış ama 1965 ten sonra ülkede bu tipin görülmemesi üzerine bu tipten vazgeçilmiş ama A22 ve O1’e karşı aşılamaya devam edilmiştir.

Arkasından bu defa İran’dan gelen yeni bir tip Asia-1 tipi ülkemizde görülmeye başlanmış bunun üzerine trivalan aşı uygulmasına geçilmiş.

Hastalıkla mücadele amacıyla 1950 yılında Pendikte aşı üretimiyle başlayan çalışmalar 1957 yılında sadece şap hastalığı ile ilgili çalışmalar yapan bir enstitünün kurulması ile sonuçlanmıştır.

Şap hastalığının kontrolü için karantina tedbirleri ile birlikte aşılama 1962 yılından beri uygulanmakta. Aşılar Şap enstitüsü tarafından üretilmekte ve zaman zaman devlet ihaleleriyle yurt dışı aşı üreticilerinden de temin edilmekte.

Kilometre Taşı Sayılan Gelişme Ne?

Yukarıda bahsedildiği gibi şap virusunun doğal şartlarda yüksek mutasyon oranına sahip olması nedeniyle aşılamalarda beklenen korumaya ulaşmak her zaman mümkün olmamakta. Çeşitli ülkelerde sürekli olarak sahadan tip tesbiti yapılarak aşı ürettirilerek uygulanmasına karşın zaman zaman salgınlar ortaya çıkmaya devam etmekte. Tahmin edileceği gibi ; etkin bir aşı geliştirmek ve hastalıkları önlemek (ve çok yüksek gelirler elde etmek) için bir çok araştırma kurumu ve şirket durmaksızın çalışmaya devam ediyorlar.
Bu durum hep böyle sürer gider diye düşünülürken 2 Eylül 2019 günü Pirbright Enstitüsü web sayfasından bir duyuru paylaştı (Bu enstitü 100 yıllık bir enstitü olup şap virusu konusunda dünyanın en saygın kuruluşları arasındadır) :

“Pirbright Enstitüsü ve araştırma ortakları, MSD Hayvan Sağlığı Şirketine , hayvanları Şap virusu (FMDV) hastalığının bir kaç serotione karşı korumak üzere yeni, etkili ve uygun fiyatlı bir aşı için ticari bir lisans vermiştir. Yeni aşı, şu anda kullanılmakta olan şap hastalığı (FMD) aşılarından daha kararlıdır ve aşı dağıtımı sırasında soğuk zincire daha az bağımlı olmasından dolayı hastalığın bulunduğu Afrika, Orta Doğu ve Asya ülkelerindeki hastalık baskısını hafifletme potansiyeli vardır

Aşı, temel bilimden hayvan denemelerine yıllar boyu süren bir çalışma ile , Pirbright, Oxford Üniversitesi, Diamond Light Source, Reading Üniversitesi ve Merck & Co. gurubuna ait olan MSD Hayvan Sağlığı şirketi araştırma gurubu tarafından geliştirildi. MSD Hayvan Sağlığı şirketi , yeni teknolojiyi geliştirme, tescil ve üretimi ile ilgilenecek olan araştırma ortağıdır . Bu çalışma, ticari ürüne dönüşü hızlandırmak amacıyla Wellcome tarafından fon sağlanmak suretiyle desteklenmiştir.

Lisansın verilmesi, MSD Animal Health’in yeni aşının etkinliğine, güvenliğine ve ticari üretim için uygulanabilirliğine olan güvenini vurgulamaktadır. FMDV dış kılıfını taklit eden ve optimum bağışıklık tepkilerini tetiklemek üzere tasarlanan “virüs benzeri parçacıklar” (VLP’ler) adı verilen küçük sentetik protein kılıf parçacıklarından yapılmış yeni bir aşı geliştirmek için araştırmaların yapılması önemli bir kilometre taşıdır.

Diğer inaktif Şap aşılarından farklı olarak, VLP’ler üretim için özel koşullar gerektiren biyolojik ürün üretim laboratuvarlarına ihtiyaç duymadıkları gibi; bu aşı , 56 ° C sıcaklıklara kadar sabit kalacak şekilde tasarlanmış olduğundan ve soğuk zincir ile taşıma ve depolamaya bağlılığı azaltacağından özellikle bu iki faktör hastalığın yayılmaya devam ettiği Afrika ve Asya bölgelerinde aşı dağıtımında devrim yaratacaktır

Aşı, hastalığın endemik olmadığı bölgelerde, VLP’lerin spesifik viral proteinler içermemesi nedeniyle de faydalı olabilir. Böylece aşılanmış ve enfekte olmuş hayvanlar (DIVA: (Differentiating Infected from Vaccinated Animals) ) arasında ayrım yapılmasını kolaylaştırır.”

Umarız bu aşıyı geliştirirken Asya ve Ortadoğudan Avrupaya geçiş güzergahı olan ülkemizdeki şap virusu sreotiplerinin VLP’lerini de çalışmış olsunlar. Gerçi çalışmış olsalar bile bu aşının Avrupada ruhsata bağlanması ve ardından ülkemizde ruhsatlanabilmesi neresinden bakarsak en az 7 ila 10 yıl sürmesi demek.

Yine umalım ki bu kadar araştırma boşa gitmez zira aşının yaygın ticari kullanımına kadar durmaksızın yeni serotiplerle karşılaşıyor olacağız.


KAYNAKLAR

1. https://www.pirbright.ac.uk/news/2019/09/pirbright-grants-licence-new-foot-and-mouth-disease-vaccine
2. https://vetkontrol.tarimorman.gov.tr/sap/Menu/34/Turkiyede-Sap-Hastaligi
3. https://vetkontrol.tarimorman.gov.tr/sap/Menu/49/Genel-Bilgi

Yorum Yaz