HaberlerHalk Sağlığı

Bir Bilgi Hayat Kurtarabilir! Coronavirüs Salgınına Hazır Mıyız?

Erdoğan BER, Veteriner Hekim

SARS Coronavirüs-2’nin  (SARS CoV-2) neden olduğu Covid-19 salgını dünya genelinde korku ve endişeye neden oluyor.

Nasıl olmasın ki!

İlk ortaya çıktığı tarihten bu yana (daha üç aylık süre geçmeden) hastalığa yakalanan kişi sayısı (2 Mart-itibariyle) 90 bini; hastalığın bulaştığı ülke sayısı ise 60’ı geçti. Antarktika hariç bütün kıtalara ulaşmış durumda.

Hastalığın en çok görüldüğü ülkeler Çin, Güney Kore, İran ve İtalya. Çin’de vakâ sayısında düşüş yaşanırken dünyanın geri kalan bölgelerine virüsün ve hastalığın yayılım hızı bir hayli fazla. SARS’tan yaklaşık 10 kat daha hızlı yayılıyor!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) alarm seviyesini bir kademe daha yükselterek “uluslararası kamu sağlığı acil durumu” ilan etti. DSÖ yetkilileri “daha önce görülmemiş bir durum yaşandığı” açıklamasında bulunuyorlar.

Haklılar da.

Yukarıda hasta ve ölen kişi ile yayıldığı ülkeler bağlamında verdiğimiz sayılar, resmi olarak teyit edilmiş olanlar. Virüsün bulaştığı  kişilerin %80’inde  ciddi hiç bir klinik semptom görülmüyor.  Bu veri dikkate alındığında virüsün bulaştığı kişi sayısının resmi açıklamalardan (asgarisinden) beş kat daha fazla olduğunu tahmin edebiliriz.

Sağlık sistemi oturmamış, test ve hasta sevk zinciri gelişmemiş ülkelerde klinik düzeyde önemli belirtiler gösteren ve hastaneye baş vuran kişilerin durumlarının farkedilerek, kesin vakâ düzeyinde açığa çıkarılamıyor olması da işin cabası.

DSÖ resmen ilan etmemiş olsa da gerçekte bir SARS Cov-2 (Covid-19) pandemisi yaşıyoruz.

Yeni CoV, SARS ve MERS hastalıklarına neden olan CoV cinsleriyle yüzde 70-75 aynı genetik yapıda. Kilink semptomlar yönünden bazı farklılıklar olsa da üçünde de öksürük, ateş ve nefes darlığı en önemli ortak hastalık belirtileri.

İlki 1960 yılında olmak üzere şu ana kadar insanda hastalık yapan 7 CoV tespit edilmiş. Bunlardan dördü nispetten eski ve çoğunlukla hafif üst solunun yolu enfeksiyonlarına neden oluyorlar. Son üçü ise SARS (2002-Çin), MERS (2012-Suudi Arabistan) ve Covid-19’a (Çin-2019) sebep olan üç ayrı Coronavirüs.

Tıbbi önem taşıyan mikroorganizmalar (virüs, bakteri, mantar ve protozoonlar) arasında virüsler en küçük olanlardır. Tabi prionları dışta tutarsak. Virüsler, DNA ya da RNA’dan sadece birini taşıyan, dış yüzeyleri protein kapsit ya da lipoprotein zarf ile sarılı, bir ribozoma (dolayısıyla protein sentezi yapamayan) sahip olamayan,  çekirdeksiz ve hareketsiz ancak replikasyon yoluyla çoğalabilen zorunlu hücre içi mikroorganizmalardır.

Coronavirüsler, lipoprotein zarf ile sarılı RNA virüslerindendirler. Türler arası (farklı hayvan türleri arasında) geçiş kabiliyetleri yüksektir. Zoonotik nitelikte (hayvandan insana bulaşan) virüslerdir.

2002 yılında SARS’a neden olan CoV’ün kaynağı çok güçlü bir olasılıkla misk kedisi, 2012 yılındaki MERS-CoV’ün ise tek hörgüçlü deve idi. Covid-19 CoV’ün kaynağı ise (kesin olmasa da) yarasa ile beslenen bir yılan. Ancak, üçünde de asıl kaynağın yarasa olduğu düşünülüyor.

Biz insanlar için Coronavirüslerin türler arası hızla geçiş yapmaları ve insanlar arasında hızla bulaşmaları kötü, bu virüslerin zarflı olması ise iyi bir haber. Kötü tarafını hepimiz sıcak sıcağını yaşıyoruz, ek bir açıklama gerektirmiyor. Gelelim iyi tarafına. Bir virüsün zarflı olması demek o virüs ellerimize ya da cildimizin her hangi bir yerine bulaştığında (sabunlu su ile yıkadığımızda) onu  yok edilebiliyor olmamız anlamına geliyor. Sabunlu suya erişimin olmadığı (şehir içi trafik vs.) koşullarda ise yanımızda taşıyabileceğimiz %70’lik bir etil alkol solüsyonu yardımıyla bu virüsten korunmak mümkün.

İleri yaş grubu ile kronik hastalıkları (diyabet, kanser, kalp-damar, akçiğer ve karaciğer vs.) olanlar kısacası bağışıklık sistemi yıpranmış ve baskılanmış olanlar hastalığa yakalanma riski en yüksek olanlar. Çocuklar daha dayanıklı.

Covid-19’u SARS’tan daha tehlikeli kılan bir iki nokta daha var.

SARS’ta inkübasyon (kuluçka) süresi 14 gün iken Covid-19’da bu 24 güne kadar çıkabiliyor. Bu enfekte olmuş insanların hiç bir hastalık belirtisi olmadan daha uzun süreyle virüs yayması demek.

SARS’ta ciddi bir akciğer patolojisi oluşmadan önce yaşanan boğaz ağrısı erken uyarı rolü oynuyordu; şimdi hastalık fark edildiğinde ciddi bir alt solunum yolu (akciğer) tahribatı oluşmuş oluyor. Böyle olmakla beraber Covid-19’a yakalanıp da ölen kişi sayısı SARS ve MERS’e kıyasla çok daha az. İlk ikisinde hastalığın bulaşmasında hastaneler (özellikle acil poliklinikleri) çok özel bir yer tutuyordu; Covid-19’da ağırlık noktası fazlasıyla toplu yaşam alanlarına kaymış durumda.

Yeni Coronavirüs Türkiye’ye de ulaşmış mıdır? Ulaşırsa ne olur? Hangi düzeyde yayılıp insan ölümlerine neden olabilir? Böylesi bir salgına hazır mıyız?  Geniş çaplı bir salgın rutin hayatımızı nasıl ve hangi düzeyde etkileyebilir?

Bütün bu vs. soruların cevaplarını Türkiye sisteminden ve siyasal iktidardan bağımsız ele alamayız. Belirleyici olan nokta burası. Bu konuda iyimser olduğumu söyleyemem.

Daha yakın zamanda Adaları, Faytonu ve Atları bitirmek için Ruam hastalığı ile mücadelenin nasıl amacı dışına çıkarılıp araçsallaştırıldığına yakinen tanık olmuş bir kişiyim. 1999 Geçici Deprem Vergisi’nin nasıl kalıcılaştırılıp halkı soymanın bir aracına dönüştürüldüğünü hepimiz yaşadık/yaşıyoruz. İşsizlik fonunun işsizler için değil, patronlar ve klientalist amaçlar doğrultusunda nasıl tüketildiğini biliyoruz/görüyoruz. OHAL KHK’ları ile haksız hukuksuz biçimde ne kadar çok insanın hayatına kıyıldığı hepimizin malumu.

İstismarcı bir sistem bir siyaset düzeni her yerde!

Bir haber:

Coronavirüs nedeniyle Adana/Ceyhan’daki 8 Mart Emekçi Kadın etkinliğine izin verilmemiş.

Canım memleketim nasıl da biri birimizi tanıyoruz.

Sadece egemen sistem ve egemen siyasette değil, toplumun dokularına da işlemiş ne yazık ki fırsatçılık. Başka insanların dramından nemalanmak.

Toplum olarak büyük felaketlere hazır değiliz.

Görüşümce, istismarcıları baskı altına alacak,  halklar/toplum olarak hayatın her alanında birlik beraberlik içinde hareket edecek, güçlü dayanışma pratiklerini ortaya çıkaracak bilinç ve örgütlülükten uzağız.

Meslek örgütlerine, sendikalara, sistem karşıtı siyasi oluşumlara ve örgütlenmelere, tek tek bireylere önemli görevler düşüyor. Anlamlı çabalar var, bunlar heyecan verici. Lâkin, anlamlı çabaların gerçek ve etkili çözüm gücüne ulaşabilmesi için “en az yeni Coronavirüs kadar” hızlı ve inatçı olmalıyız.

Sadece bu kadar da değil.  Ekonomik ve siyasi istirmacılar kadar atılgan ve cesaretli de olmak zorundayız.

Sizce…

Dostluk ve dayanışmayla….

Yorum Yaz