HaberlerHalk SağlığıTarım ve Toplum

Uluslararası Çiftçi Örgütü: Sessiz Kalmayalım, Dayanışmayı Örelim

Çeviren: Orkun Doğan
Savaş, faşizm, otoriterlik ve pandemi zamanlarında çiftçilerin tarihsel rolünün halkların beslenmesi olduğunun bir kez daha anlaşıldığı bu günlerde 17 Nisan Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri gününü kutlayacağız.
COVİD-19 virüsü dünyayı sarsıyor. Bu ölümcül virüs endüstriyel tarımın hükmettiği mevcut küresel gıda sisteminin kırılganlığını ve tüm canlılar için tehlikelerini gösterdi. Bu krizden öğrenmeliyiz. Yerel, dirençli ve çeşitliliğe dayanan gıda sistemlerine yönelmeliyiz. Devletler vakit kaybetmeden agroekoloji ve yaygın tarımsal reformlar yoluyla gıda egemenliğini hayata geçirmeli. İnsanlığın karşı karşıya olduğu olağanüstü koşullar tüm ülkeleri Birleşmiş Milletler’in 2018’de kabul ettiği ve duyurduğu “Köylülerin ve Kırsalda Çalışan diğer İnsanların Hakları Deklarasyonu”nu kabul etmeye ve güvence altına almaya zorlamaktadır.
Dayanışmayı Yükseltelim!
17 Nisan Haftası’nda politik, sosyal, ekonomik ve sağlık krizini; kapitalizmin vehametinin yıkıcı sonuçlarını teşhir edeceğiz. Yoksul bırakılan kentsel ve kırsal emekçi sınıfların koşulları COVİD-19 salgınıyla daha da kırılgan hale geliyor; bunun ekonomik yansımaları da kapımızda. Bu sebeple, dünyanın halkları harekete geçmeli, mücadele etmeli ve kır ve kent arasında dayanışma ve sınıf ittifakları kurmalıdır. Toplumun kırılgan sektörleri arasında, küçük üreticiler ve tüketiciler arasında kurulan birliktelik adil ticaretin ve sağlıklı gıdanın sağlanması için bir zorunluluktur. Kriz zamanlarında, ulusaşırı şirketlerin kar odaklı yayılmacı politikalarını ifşa etmeliyiz.

24 yıl önce Eldorado dos Carajas’da yaptığımız gibi uzun mücadele tarihimizi canlı tutarak, köylüler, yerli halklar, göçerler, balıkçılar, tarım emekçileri, göçmenler, ırksal ayrımcılığa maruz kalanlar ve örgütlü işçi sınıfı olarak direnişin sesinde birleşmeli, sağlık ve eğitim haklarımızın, çalışanlar olarak haklarımızın kırpılmasına karşı sesimizi yükseltmeliyiz. Sistematik şiddeti, militarizasyonu ve halkların üzerindeki baskıyı ifşa ederek demokratik ilkelerin erozyona uğramasına karşı birleşiyoruz. Bu pandemi, yıllardır hükümetlerin özelleştirme yoluyla kırpmış oldukları kamusal sağlık sisteminin önemini göstermiştir. Bu zor zamanlarda kâr tacirliği yapan tarım şirketlerinin, ilaç şirketlerinin ve diğer ulusaşırı şirketlerin gerçek yüzünü ortaya sermiştir.

Bu sırada, küçük ölçekli gıda üreten milyonlarcamız gıda üretmeye ve halkları beslemeye, böylelikle ulusal gıda tedariğini ve gıda egemenliğini sağlamaya devam ediyor. Bunu karantina şartlarında, kapalı sınırlara, sokağa çıkma yasaklarına rağmen, biyoçeşitliliğe uygun ve agroekolojik üretim yaparak devam ediyoruz. Dayanışma ve karşılıklılığı temel alan, zehirsiz ve spekülasyonsuz gıdayı adil yerel köylü pazarlarını kullanarak toprağımızın ve doğa ananın yaşamını önceleyerek sağlıyoruz.

COVID 19 – RİSK ALTINDAKİ KÖYLÜLER, GÖÇMENLER VE TARIM EMEKÇİLERİ

La Via Campesina olarak, yeterli sağlık ve güvenlik önlemleri olmadan en kırılgan şartlarda çalışmak zorunda olan tarım emekçilerinin ve göçmen işçilerin koşullarından kaygı duyuyoruz. Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika Kıtalarındaki La Via Campesina üye örgütleri, hükümetlerinden sadece “koronovirüs kapitalistleri” için teşvikler değil toplumun çoğunluğu için acil önlemler almalarını talep ediyor. Daha önce ekonomiyi kurtarmak amacıyla bankaları ve şirketleri kurtarmaları gibi sadece elitlere yarar sağlayan ekonomik önlemleri kabul etmiyoruz. Köylüler ve dünyanın tüm ezilen kesimleri için adelet talep ediyoruz. Tüm üyelerimizi ve müttefiklerimizi bu küresel krizde fırsatçı girişimlere karşı tetikte olmaya ve mücadeleye çağırıyoruz.

Böylesi kriz anları biz insanlar arasındaki ilişkiselliği ortaya çıkarması adına önemlidir. Bu ölümcül ekonomik sistemin bizleri inandırdığından çok daha fazla birbirimize bağlıyız. Ancak, üyelerimizin, dostlarımızın ve müttefiklerimizin sağlığını korumak için bu 17 Nisan’da işgal eylemleri, kitlesel yürüyüşler, forumlar, film gösterimleri ve basın açıklamaları için bir çağrıda bulunmuyoruz. Bunun yerine:
– Evde kalın ancak sesiz kalmayın! Evlerimizde, çiftliklerimizde yaratıcı mücadeleleri ortaya koyma zamanı.

– Pencerelerimizi, bahçelerimizi, tarlalarımızı eylem alanına dönüştürelim. Tencere tavalarımızı da direnişin enstrümanlarına.

– Pankartlarımızı ifşa metini yapalım. Duvarlarımız konuşsun. Bu kriz senaryosuna ve kapitalist tahakküme karşı gücümüzü ve direncimizi gösterelim.

– Dayanışmayı örelim. Komşularımızla ve dostlarımızla nasıl paylaşacağımızı, toplumun en kırılgan kesimlerine nasıl yardım edebileceğimizi planlayalım.

Ulusaşırı şirketlerden değil, yerel köylü kooperatiflerinden, yerel üretici topluluklarından tüketeceğimize söz verelim. Yerel pazarlara gidelim, doğrudan üreticiden satın alalım, komşumuzun dükkanından alışveriş edelim. Yerel ekonomiyi güçlendirelim ve insani değerleri yüceltelim.

Kaynak: karasaban.net

Yorum Yaz